30 Nisan 2010 Cuma

DİYETLİ GÜNLER...

Evet sonunda diyete başladım mutlu ve gururluyum bide sabah uyanıp koşarsam değmeyin keyfime...
Aslında başlamakta zorluk çekenlerdenim bir de telesekretere konuşamayanlardan ehe ehe konumuzla ilgisi yoktu aklıma esti yazdım kabul hahayt.
Şimdi efendim ; sabah klasik olarak, peynir,salatalık,domates,zeytin yiyorum, kuşluk dediğimiz 10-11 sularında bir meyveee, öğlen et ve sebze, 15-16 suları gibi bir iki tane bisküvi ve akşam sebze yoğurt... Ama tabi istersem sütlü tatlı yiyeceğimi bilmem beni rahatlatan. Gazam mübarek olsun ve söz yarından itibaren sabah kalkıp koşacağım... Sürekli su içme halindeyim ...guluk guluk ses çıkarıyorum yürüken :)
Sabırsızım sabırsız iki gün yemedim ya hemen bakıcam göbek çekildimi, yüzüm kaşık kadar kaldımı hahayt. Yani sanki 2 günde aldım bu 7 kiloyu ... Çok stres yapmıyorum çünküüü stres yaptığımda ertesi gün bırakıyorum!  hırsımdan daha çok yiyorum bu kez sinsi sinsi ilerlicem...
Bide yani bizim milleti hiç anlamam ya!!! diyetteyim diyorum ' aaa senin neren var aaa! ' allah allah varki yapıyoruz yani dimi. Yoksa ben mazoşist miyim? kendimi mahrum bırakım en büyük keyfim olan tatlıdan abır cuburdan aaaaaaaaaa deli ediyolar beni. ' yok sen abartıyosun daha neren kaldı ' diyolar sonrada 'hmm biraz göbeğin çıktı o elbisede ' allahım bu ne perhiz bu ne lahana turşusu. Bir kerede biri duyup ' kendini nasıl iyi hissedeceksen öyle yap ' demedi demicek ben size söyleyeyim.
Birde herkes beslenme uzmanı sanırsın. 18:00'den sonra yeme tamam! Ekmek yeme tamam! Şekeri kes, unu kes ! walla mı ? Hiç bilmiyordum inanın :)
Bide yani benim diyetisyene gitmişliğimde var eee sonuç cıks. Yahu insan kendini hazır hissetmediği zaman ne yapsa boş olan paracıklara oluyo sürekli bir el değiştirme hali :)  Varsa diyet yapanını yazın gaza getirelim birbirmizi ekürü olalaım ehe ehe ehe ehe
Zayıf kalın efendim öpücükler...

29 Nisan 2010 Perşembe

KUMAR- KIBRIS- BİZ :)

Biri beni durdursun ehe he ehe. Geçen sene bu zamanlar gittiğimiz Kıbrıs'tan bahsedicem bu kez. Evet baş rollerde ben ve Monocuğum varız yine. Bu kez hem ziyaret hem eğlence oldu. Mono'nun abisi S. Kıbrısta askerlik yapıyordu (geleli 1 ay oldu) onu ziyarete gittik...
 Adanadan Kıbrıs uçakla 30 dak. :) inanılmaz güzel, uçağın havalandığını bir de iniş yaptığını hatırlıyor insan... Yalnız birşey dikkatimi çekti Kıbrısın havadan görünüşü bildiğin bir çöl... Ercan'a ( havalimanının adı) inerken dedimki; galiba burda araç felan yok develeri getirecekler ve biz yolumuza hörgüç üstünde, bedevi modeli devam edeceğiz hahayttt. Neyse efendim tabiki araç var bakmayın geyik yaptığıma :)
 İndik taksi tutup Girne'ye geçtik. Bu arada taksi fiyatlarından bahsetmeden geçemeyeceğim ateş pahası 15 dakikalık yola 150 tl ödedil offf dedim bu ne? ama tabi el mecbur! Sonra, askerimizi gördük mutlu olduk, kendisi daha bi mutluydu kardeşi ve biricik yengesi  geldiği  için eh ehe ehe ( yenge ben oluyorum ). o gün gezdik Girneyi, dolaştık, sahil çok güzeldi turkuaz bir deniz ve her an mavi yolculuğa hazır teknelerle doluydu, salaş güzel balıkçılar, yer yer  hediyelik eşya dükkanları,araçlar İngiliz usulu şöförler sağ tarafta  ve çok enteresan trafik lambası yok!!! Yaya ayağını caddeye attığı anda, arabalar duruyor ve yaya aheste aheste yürüse bile ses çıkarmadan, kornaya basmadan,sabırla geçmesini bekleyip sonra yola devam ediyor.Hatta bir inek yola çıktı, tam üç sürücü ineğin o ağır aksak yürümesini bekledi, inek karşıya geçti ve trafik öyle devam etti, İstanbulda hiç böyle birşeye tanık ol(a)mayan ben şaşırdım ve özendim açıkçası bu saygı çok hoşuma gitti....




 İnsanların konuşmalarıysa daha süperdi. Ben şive,ağız olaylarını çok severim sırf pislik olsun diye garsonla yarım saat sohbet ettim havadan sudan :) en son Mononun ' yeter Hürrem adam anlayacak 'demesiyle kendime gelip susutum hahaytt Yanlış anlaşılmasın dalga geçmedim şivesiyle, kulağa hoş ve egzantirik geliyor. 'ne istedin Gardaş ' diyo mesela. Girdiğimiz bujiteride kadın içerden sesleniyo ' Kim var oraştaaaa ? '  'Napan seeeen? ' dediğinde 'iyidir sen napan ? ' moduna girdim hemen :))

Türkleri sevmiyorlar demişlerdi biz giderken; bu cümleye bazen evet bazen hayır diye cevap veriyorum ben şuan. Bazıları kötü davrandı, soru sorduk cevap vermedi, sallamadı. Bazıları çok içtendi , çok samimi...Her milletin  iyiside  var kötüsü de heyhat ...
 Akşam olup askerimizi birliğine bıraktıktan sonra ; Mononun kuzeni ve sevgilisi (K. ve D.) bizi Kıbrısın geceleriyle tanıştırdılar, Magusa'ya götürdüler bizi... Önce mükellef bir sofra, gelsin Hellim peynirleri, gitsin balıklar, rakılar, rokalar vs. Görgüsüzlük yapmanın alemi yok işte :) zaten bayılırım ben Izgarada kızarmış üzerine kırmızı biber serpilmiş Hellim Peynirine gözüm dönmüş gibi onlar sohbet ederken ben tabağı bitirdim sohbet bitince zavallılar bir müddet hellim aradı bulamayınca yeniden sipariş ettiler  tabi bu kez benden bayaaa bir uzağa koydular tabağı ehe ehe ehe ehe ehe.Kıbrısa gideniniz olursa lütfen haberim olsun hellim isticeeem :) Migroslarda da var deyip bana ukalalık yapmayın, Kıbrıstakinin tadı başka hahaytt.


Birde ŞEFTALİ KEBABI vardı tadı çok güzel olan. Efendim bu kebap ismini Kıbrıslı sokak kebapçısı Ali ustadan almış. Soranlara; kendi adını söyleyip şef  Ali kebabı diyormuş, sonra  Şeftali kebabı diye söylenip bu adla kalmış. Minik minik sarma görüntüsünde bildik kebap gibi değil...  Gayet enfesti aşağıya resminide koyuyorum yiyenlerinizin ağzı sulansın diye hahaytt

Neyse bu kadar yemek anlatmak baydı. İşin en keyifli kısmına gelim. Kıbrısta her yer zibil gibi Casino olduğu için, genci yaşlısı, esanafı, tüccarı,balıkçıcı hemen hemen herkes kumar oynuyor. Bakkal dükkanı gibi adım başı Casino... Evet evet tamda düşündüğünüz gibi başladım ben 'Monooooooo kumar oynıcam ben, buraya kadar geldim madem, oynıcaaaaaaaam' K. ve D. orda yaşadıkları için hemen hadi dediler hemen gidelim çat gittik ve ben filmlerde gördüğüm ilk kez kapısından girdiğim casinodayım. Kapıda bir ablalar vardı offf offf diyorum! hepsinde etekler ultra mini, gögüsler forraaa :) ful makyaj yapılı saçlar aman allahım dedim bu ne güzellik bunlar bayansa biz neyiz :) Mono'ya baktım oda etrafı süzmekte, içimden dedim ki ' Hürremcim kıskanmak yok bırak baksın sende bakyorsun, olay çıkartma ' :)  İçeri girdik neyse... Herkesin elinde buzlu viski, yoğun puro dumanı vs... yemek içmek serbest ve ücretsiz en güzel tarafı bu sanırım :) ben tabi hemen moda girdim buzlu beyliz aldım, oturdum makinanın başına şıkr şıkır oynuyorum Monocuğum tutuştu ahanda Hürrem moda girdi yandık! ne kadar kaybedicek diye :))) neyse makineden 50 tl kazanarak kalktım sonra hemen sıcağı sıcağına paramı almalıyım dedim kızları çağırıyorum bakmıyorlar bana :(  K. dediki ' Hürremciğim kızlara öpücük atarsan gelirler !!!! usul bu !!! allahım nasıl bir şaşkınlık bendeki nasıl yani öpücük atıcam ve yanıma gelecekler ? evet dedi D. ile gülüoyolar benim saflığıma :))) Mono atladı tabi ' ben atarım sen yorma kendini' sulu Mono :)) neyse ikimiz de attık öpücük cidden kız geldi, verdi 50 tl bana :)) K. ve Mono rulet oynadılar acemi şansımızdan orda da para kaybetmedik bu arada ben buzlu beylizi bitirip yenisi istiyorum öyle bir ortama alıştım doğuştan kumarbazım şekliyim :)))

Bir zaman sonra tabii; o kumarbaz, elinde kadehle gezen benden eser kalmadı. Anında özüme döndüm.Yüzüme bakan Mono bile ' uykun geldi senin' diye olayı çözdü. ' yaaa gözlerimde dumandan mahfoldu,  şıkır şıkır ses başım şişti ' diyerek uykusuz ve huysuz halime anında döndüm :) çıktık ordan bildik sakin hayatımıza döndük. cıks bize göre değil bu kumar hayatı hahayyt.

Ertesi gün son günümüzdü, Kıbrıs kalesini gezdik.Lefkoşayı gezdik.. Hediyelik eşya aldım tabi yine.Bide aaa Mono bak gümrükten makyaj malzemeleri alıcam diyerek onu strese soktum :)) ama alamadım zamanımız kalmadı ...




Vee sıkılıp yaramazlık yapan ben hahaytt...


Bir seyehatimide sizlerle paylaştım mutluyum :)  Hoşçakalın....

27 Nisan 2010 Salı

GAZİANTEP...

Efendim taaa en baştan ne dedik bu kız gezmeyi tozmayı çok seviyor... İşyerinde arkadaş sohbeti sırasında antepin tatlılarından bahsedildi ama öyle böyle değil, efendim antebimizin tatlıları şöyle hafif,böyle taze. Fıstık yerli olduğundan ucuz. Antebimiz böyle güzel şöyle güzel. Yahu dedim Mono'da bana sürekli ; gel seni Antepe götüreyim tatlı yedireyim' demiyor mu ? Diyor :) işte ben şimdi gazı almışken giderim...
 Laf arasında 'Mono canım tatlı istedi 'diye konuya sinsice giriş yapılır. 'E Hürremciğim bırak şu şahane İstanbul'unu da gel adanaya, ben seni Antep'e götürüp yedireyim ' diye beklenen cevap gelir. Biraz ' ya bilmem ki şeyyyy kem küm ya uzakkk aman tatlı içinde gelinir mi? ' tadında ayak yapıldıktan sonra, 'iyi ozman yıllardır sölüyorsun hadi bu hafta sonu geleyim de bir gezdir' sözümle  mono bunun her zamankinden farklı olduğunu, uçak biletlerini ve rehberlik ücretini saniyeler içinde hesaplayıp ' 'hmm ya şimdi mi ? haftaya mı? ' tarzında takdire şahan cevaplar verir ama artık çok geçtir hahayttt. Hürrem aklına koymuştur Antepe gidilecektir gerisi teferruattır ehehehehehehe . Hatta bunu duyan ablalarım ( kuzenlerim ) 'Bizde gelelim'  der seve seve kabul edilir.

Şimdi size Antep yani Entep'den anılar ....

Bir kere Antep'e gidip o şahane katmer'i yemeden gelmeyin. Çok fazla da yemeyin. Düz duvara tırmandıracak özellikte bir şey :) İncecik baklava hamurunun içine halis kaymak, ve bol bol fıstık ezmesi. Sabah kahvalıtıda bu ikiliye soğuk süt eşlik etmekte özelliği o sütle yenecek,ben çay düşkünü olduğum için çayla içtim ama hahayt. hmmm enfes tek kelimeyle enfes ve asla ağır değil, insanı kesmeyen cinsten yada ben kesilmedim hiç orasıda olabilir aha aha aha

İşte resmi ...


Kahvaltıdan sonra Monocuğum bizi gezdirdi, bakırcılar çarşısına götürdü...Uuu süper gerçi biz Yeditepeli olduğumuzdan bizim gözümüzü çok çok boyayamadı malumunuz, bizim Kapalı çarşımızdı, mısır çarşımızdı heryere bedel pehhh :) Bakırlarda süperdi, Monocuğum bakışlarımdan anlamış olacak ki ' sakin ol hediyelik eşya bir kaç kişiye alınır çarşının hepsini toplama' Hürremciğim şeklinde ültümatomlar verdi hahayt İşe yaradımı ? Tabiki hayır hahayt. Bir dizi arkadaşlarıma bakır,kapaklı Türk kahvesi fincanı aldım çok şeker bayıldı bizim kızlar bu şirin şeye...  Çok tatlı dimi ama ?

Vee Kuzenimle bir Antep pozu, artık Mono nasıl yorulduysa, haberi bile yok bizim arkasından pos verdiğimizin :) Zaten kendisi markete bile arabayla gittiğinden, bu kadar yürümek ona azaptı ,ama napsın Hürrem'in başının etini yemesindense bu eziyete katlanmak daha iyi ehe ehe ehe Elimdekilere dikkat ne kadar karabiber,acıbiber,kimyon vs. varsa topladım organik barharat mantığı hahayt

Neyse burdan çarşının kuru dolmalık vs. satan yerlerine gittik. Ordanda İstanbula götürülmek üzere bir sürü birşeyler aldık...

aaa sölemeden geçmeyeyim Dolma Taşı aldık. Hani sarma yapınca açılmasın diye annemler tabak koyar ya işte Antepte dolma taşı var hiç tabak koymaya gerk yok. Bilmeyenler için koyuyorum resmini ...

Tüm bunların sonunda 'acıktııııık ' dedik. O zamanda Monocuğum bizi; Lahmacuncuya götürdü.Çıtır  çıtır incecik hamurlu lahmacun lezizdi. Ben Lahmacun sevmediğimden sadece tadına baktım ama çok güzeldi gerçekten.Buyrunuz örnek resmimiz aşağıda ehe ehe ehe

Bu fasıldan sonra sokakta meyan kökü suyu satan amcalardan meyan suyu içildi...
Gitmemize yakın tatlımızı da yedik...
Yani daha neler var tabi Antepte tabide biz bukadarını yedik ama patlamak üzereydik ye ye.Sokak aralarında içtiğimiz mandalina sularını felanda saymıyorum yani düşününn. Patldık resmen diyet oda ne aaa ne ayıp :)
Bir kez daha Monocuğuma teşekkür ederim yaşıyorum bu güzellikleri onla olduğun için herşey daha güzel daha heyecanlı daha yaşanılası seviyorum seni kro...
 
Wordpress Theme by wpthemescreator .
Converted To Blogger Template by Anshul .