13 Temmuz 2010 Salı

Eskidendi çok eskiden...

Kamaya kalmak nedir? Siz hiç kamalara kaldınız mı? küçükken minicikken daha uyanır uyanmaz alalacele kahvaltı yapıp kendimizi dışarı zor atmışken... İp atlardık, her türlüsünü hemde, atlarkende fırfırlı eteklerimizi hoplata hoplata, ağzımızda şıpsevdi sakızlar balon balon, dünyadan haberimiz yokken tek derdimiz kamalara kalmaktı ... İp atlamanın sonunda iki kişi kalırdı en sona o halde her biri durmaksızın 100 kere atlamalıydı, yanmadan 100 tane atlayan kama'da kazanmış olurdu ... Kamaya kalmak ahhh ahhh ne kadar uzakta kaldı ...

Pazara gidilip yeni çıkan çilekli dudak parlatıcısı almak ne modaydı, Okulda arkadaşlarla konuşurken aniden çıkartılıp sürülür ve parlayan dudaklarla konuşmaya devam edilirdi....

Servisten el ayak çıkartılıp oda yetmeyip kafa çıkartılıp servis şöförinden ikaz yenirdi ... Günlük tutulurdu ve ev halkının bunu okuyabileceği düşünülmeden en saf haliyle tüm duygular yazılırdı...

Dönem ödevleri için yağmur yaş demeden Atatür Kütüphanesine gidilir gülmekten ölünür ve gerekli gereksiz sesli konuşulurdu...

Mahallede beğenilen çocukla karşılaşmak için sebepli sebepsiz bakkala çıkılırdı...

Beden derslerinde en gıcır eşofmanlar giyilip aynı renk tokası ve ayakkabı bağcığı takılırdı. Gelen arkadaşlık tekliflerine beğenilse bile anne kızar diye hayır denilirdi...

Okulda herkesin yeni yeni almaya başladığı ciks botlar için bir hafta ağlanır gerekirse aile bütçesi zora sokulur, sonrada okulda havalı havalı giyilirdi...

Yeni yeni mutfağa girilip kek yapılır ve kapıdan her girene seve seve ikram edilirdi...

Saçlar her gün sabah okula gitmeden önce jölelenir,yada dünden sarılmış bigudiler çıkartılır, siyah çorapsa siyah kazak, lacivert çorapsa lacivert kazak kombinlenirdi... Tırnaklara yasak olduğunu bile bile cila sürülür, kravat mümkünse sıradan geötikten sonra bir hışım çıkartılırdı...

Arkadaşın doğum günü hediyesi 1 ay önceden alınıp önce verilip verilmesin mi diye sabırsızlıktan çatlanırdı. Arkadaşta kalmak için yalvarılır ama bir türlü izin alınamazdı...

Hafta sonu denize gittimde yaşıtım bir çok arkadaşıma baktım biri çocuğun memesini arıyodu, biri çocuğunun peşinde koşup ağzına iki lokma atamamıştı, diğerleri artık dayanamazyıp ağlayan bebeklerinin çarşafın içine koyup karı koca sallıyorlardı....

Dönüp kendime baktım parmağımda yüzükler, dilimde şu eksik kaldı bu bitti, listeler vs... Birden aklıma Lise, Orata okul yıllarım geldi. Vay beee... Demek hayat buydu... Sıkılarak dinlenilen, anne muhabbetlerine yavaş yavaş katılmaktı... Çoluktu çocuktu gelinlikti eşyaydı... Komik ama bir ağlama hissi doğdu... Sanki benim büyümemem gerekiyormuş sanki halen İpek Ongun Kitaplarını yatağımda okuyup Serra Noyan'a hayran kalıp hayatıma dönem ödevleri, 85 alsam ortalamam yükselir tadında geri dönmem gerekiyordu... Niye bu hislere giriyorum herşeyin bir yaşı var yaşanması gerekilenler var ama ben çocuk kalmak istiyorum bu aralar... Oysaki herşeyi yaşında yaşadım ben. Güldüm sokakta ip atladım yazılıdan yüksek not aldım, teşekkür aldım takdir aldım,foklor oynadım, bisiklete bindim neler yaptım bir çocuğun genç kızın yaşında yapması gereknlerin yaptım bitirdim... bu özlem niye hiç bilmiyorum...

1 yorum:

KYBELE F dedi ki...

Biz çocukluğumuzu çocuk olarak yaşadık...

Ergenliğimizi tatlı genç kızlar olarak geçirdik...

İpek Ongun'un Serra'sı tadında..
Bazen Toprak'ın çizgisinde bazen Sırma gibi süslü yeri geldi Dilek gibi sıkıntılı...

Şimdi evlilik zamanı..

Herşey zamanında, yerinde ve doğru insanlarla güzel ...

Sen benim doğrularımdan birisin.
Sen gençliğiminnnn anlamı ,
Biz neler neler yaşadık beraber :)

Öptüm.

 
Wordpress Theme by wpthemescreator .
Converted To Blogger Template by Anshul .